n1

openai-domain-verification=dv-OuBljpPUtRiMS8p8MjoeHoG6

Şu Notu Ara:

montaigne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
montaigne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2018 Çarşamba

Montaigne-Paris (Denemeler)

Paris

   Fransa’ya ne kadar kızsam Paris’e kötü gözle bakamam; çocukluğumdan beri yüreğim ona bağlıdır. O, benim içimde en güzel şeylerle bir aradadır: Sonradan başka güzel şehirler gördükçe onun güzelliğine daha derin bir sevgiyle bağlandım. Paris’i yalnız kendisi için seviyorum; yabancı süslere boğulmuş olarak değil, kendi haliyle seviyorum; kusurlu, belalı taraflarına varıncaya kadar her şeyi ile ve candan seviyorum. Beni Fransız yapan yalnız bu büyük şehirdir; halkıyla büyük, dünyadaki yeriyle büyük, hele türlü türlü rahatlıklarıyla büyük ve eşsiz olan, Fransa’nın şerefi ve dünyanın en soylu ziynetlerinden biri sayılan bu şehirdir. Allah onu çatış­malarınızdan korusun. Toplu ve birleşik olduğu sürece, her kuvvete karşı koyabileceğinden eminim; şunu bilelim ki bü­tün partilerin en kötüsü, onu karışıklığa sürükleyecek parti olacaktır. Paris için beni korkutan yalnız kendisidir; ve onun için korktuğum kadar, doğrusu, bu devletin hiçbir parçası için korkmam.

Kitap III/ Bölüm IX

Montaigne-İnsan Aklı (Denemeler)

İnsan Aklı
   Belki öteki varlıklarda görüldüğü gibi, insanlar için de doğal yasalar vardır; ama bizde kaybolup gitmiştir: Çünkü şu mübarek insan aklı her yere karışıp düzen vermeye, kumanda etmeye kalkmış, dünyanın yüzünü kendi büyük iddiaları, kararsız görüşleriyle bulandırmış, karmakarışık etmiş.

Nihil itaque amplius nostrum est 
quod nostrum dico artis est 
Gerçekten bizim olan hiçbir şey kalmamıştır; 
bizim dediğimiz, yapma bir şeydir.
                                                         -Cicero

      İnsanlar her şeyi başka başka gözler, başka başka düşüncelerle görürler: Fikir ayrılıklarının asıl nedeni budur. Aynı şeyin bir millet bir yüzüne, bir millet başka bir yüzüne bakar ve o yüzünde durur.

   Bir insanın babasını yemesinden daha korkunç bir şey düşünülemez; ama eskiden bazı kavimlerde bu âdet varmış, hem de bunu saygı ve sevgilerinden yaparlarmış; isterlermiş ki ölü böylelikle en uygun, en şerefli bir mezara gömülsün; vücutları ve anıları içlerine, ta iliklerine yerleşsin; babaları sindirme ve özümleme yoluyla kendi diri bedenlerine karışıp yeniden yaşasın. Böyle bir boş inancı iliklerinde ve damarlarında taşıyan insanlar için, anasını babasını topraklarda çü­rütüp kurtlara yedirmenin en korkunç günahlardan biri sayılacağını kestirmek zor değildir.

   Lykurgos hırsızlığa bir taraftan bakmış; komşusunun malını habersizce aşıran bir adamın gösterdiği çevikliğe, çabukluğa, cüret ve ustalığa değer vermiş; herkesin kendi malını d ah a iyi korumaya çalışması da millet için hayırlı olur diye düşünmüş; hem saldırmayı, hem korunmayı öğreten bu iki taraflı eğitimi askerlik bakımından faydalı görmüş; milletine vermek istediği başlıca bilgi ve değer de askerlik olduğu için, başkasının malını çalmaktan doğacak olan karışıklıkları, haksızlıkları hesaba katmamış.

   Kral Dionysios, Platon’a, İran işi, uzun, damalı ve kokulu bir elbise hediye etmiş. Platon: “Ben erkeğim; kadın elbisesi giymek istemem” , diyerek almamış; ama Aristippos almış ve demiş ki: “İnsan ne giyerse giysin, erkekse yine de erk ektir...” Yine Dionysios Aristippos’un yüzüne tükürmüş; Aristippos aldırmamış. Dostları bu küçüklüğünü yüzüne vurduğu zaman, onlara: “Ne olur?” demiş, “balıkçılar da ufacık bir balığı tutmak için tepeden tırnağa deniz suyu ile ıslanmaya pekâlâ katlanıyorlar” . Diogenes lahanalarını yıkarken, yanından geçen Aristippos’a: “ Lahana ile yaşamasını bilseydin, bir zalime dalkavukluk etmezdin” demiş; o da ona: “ İnsanlar arasında yaşamasını bilseydin, böyle lahana yıkamazdın” diye cevap vermiş. Bakın akıl ayrı ayrı görüşleri insana nasıl kabul ettiriyor: İki kulplu bir çömlek, ister sağından tut, ister solundan.

   Bellum, o terra hospita, portas; 
Bello armatür equi, bellum haec armenta minantur. 
Sed tamen iidem olim curru succedere süeti
 Quadrupedes, et frena jugo concordia ferre; 
Spes est pacis.
Bana mesken olan toprak,
 Sende savaş belirtileri var. 
Savaşa hazırlanıyor bu sürüler, bu atlar. 
Ama biz bunların sabana koşulduğunu da gördük 
Aynı boyundurukta yürüdüklerini de; 
Barış umudumuz yok olmuş değil yine.
                                                   -Vergilius

   Solon’a oğlunun ölümünde, güçsüz ve yararsız gözyaşları dökmenin doğru olmadığını söylemişler; Solon: “ Güçsüz ve yararsız oldukları için dökülmeleri daha iyi ya!” demiş. Sokrates’in karısı: “Ah! Bu insafsız yargıçlar! Seni haksız yere öldürüyorlar” diye ağlayıp sızlanırken, Sokrates: “Ya haklı olarak Öldürseler daha mı iyi olurdu?” demiş.

   inde furor vulgi, quod numina vicinorum 
Odit quisque locus, cum solos credat habendos 
Esse deos quos ipse colit. 
Böyle azgınlıkları vardır halkın; 
Her ülke nefret eder komşusunun tanrılarından 
Ve inanır gerçekliğine yalnız kendi tanrılarının.
                                                                 -Juvenalis

Kitap II/Bölüm XII