n1

openai-domain-verification=dv-OuBljpPUtRiMS8p8MjoeHoG6

Şu Notu Ara:

seyahatname etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seyahatname etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2018 Pazartesi

17. Yüzyıl Divan Edebiyatında Nesir

17. Yüzyıl Divan Edebiyatında Nesir

  XVII. yüzyılda nazım gibi nesir de daha önceki temeller üzerinde gelişimini sürdürmüş fakat kaleme alınan eserlerde dil daha da ağırlaşmıştır. Ses ve söz hünerinde aşırılığa kaçılmasına karşılık, yazarların çoğu bilhassa didaktik eserlerde daha anlaşılır bir dil kullanmayı tercih etmişlerdir.  Bu asırda sanatlı nesrin zirvelerini temsil eden Veysî ve Nergisî, güzelliği sanatlı ifadede arayan iki yazardır. Fakat bu kaygı onların eserlerini anlaşılmaz hâle getirmiştir. Veysî’nin Dürretü't-Tâc Fi-Sâhibi'l-Mi‘râc adını taşıyan daha çok Siyer-i Veysî’si ve Nergisî’nin Hamse ve Münşe’ât’ı sanatlı nesrin bu asırdaki en önemli örnekleridir. 

 Bu asrın tarih türünde kaleme alınan eserlerin en önemlisi Peçevî İbrahim Efendi’nin Tarih’idir. Peçevî, Batılı kaynakları kullanan ilk tarihçi olarak kabul edilir. Hoca Sadeddin’in (ö.1599) Tâcü’t-Tevârih’i ise bu asırda Hasan Beyzâde ve Solakzâde Mehmed tarafından genişletilmiştir. 

 Bu yüzyıl nesrinin önemli isimlerinden biri de Koçi Bey'dir. Onun İmparatorluğun gerileme sebeplerini açık ve cesur bir dille kaleme aldığı Risâle’si, bu asırda kaleme alınan layihaların en önemlisidir. 

 Türk bilim tarihinin önemli isimlerinden Kâtip Çelebi, farklı alanlarda kaleme aldığı eserleriyle 17. Yüzyıl nesrinin önemli isimleri arasında yer alır. Eserleri içinde en meşhurları, bütçe açıklarına çare bulmak amacıyla kaleme aldığı Düstûrü'I-Amel Mîzanü'I-Hak ve coğrafyayla ilgili, birçok Batı diline tercüme edilen Cihân-nümâ ve 14500 kitap ve 10000 civarında yazardan söz eden bibliyografik eser Keşfü’z-zünûn an- Esâmi’i’l-Kütüb ve’l-Fünûn (Arapça)’dur. 

 XVII. yüzyılda seyehatnâme türü Evliya Çelebi (ö.1682) ile en büyük temsilcisini yetiştirmiştir. On ciltlik Seyahatnâme’sinde yazar, elli yıl boyunca gezip incelediği bütün imparatorluk coğrafyasını ve bazı yabancı ülkeleri sade sayılabilecek bir dille anlatmıştır. Eser, aynı zamanda tarihten coğrafyaya, musikiden folklora, yöneticilerden halka kadar zengin bir bilgi hazinesini ihtiva eden bir ansiklopedi niteliğindedir. 

 Bu yüzyılda ilk defa sefâretnâmeler de kaleme alınmaya başlamıştır. Kara Mehmet Paşa’nın kaleme aldığı Viyana Sefarenâmesi (1655) bu türün edebiyatımızdaki ilk örneğidir. 

 XVII. Yüzyılda biyografi türünde de önemli eserler yazılmıştır. Bu asırda tezkireler önceki asra göre kısalmış buna karşılık örneklerin sayısı ise artmıştır. Asrın en önemli tezkiresi Riyâzî’nin Riyâzu’ş-Şu’arâ’sıdır. Sâdıkî, Fâizî (ö.1622), Rıza, Yümnî , Âsım ve Güftî yüzyılın tezkire kaleme alan diğer yazarlarıdır. Fa’izî, Zübdetü’l-Eş’âr (y.1621) adını taşıyan tezkiresiyle antoloji tipi tezkirelere modellik etmiştir. Onun ardından Yümnî ve Âsım (Zeyl-i Zübdetü’l-Eş’âr) kendisine zeyl yazmışlardır. Güftî’nin kaleme aldığı Teşrîfâtü’ş-Şuarâ ise ilk manzum tezkiredir. Sâdıkî’nin Mecma’u’l-Havâss’ı Çağatay Türkçesiyle kaleme alınan Nevâî’nin Mecâlisü’nNefâ’is’inin zeylidir. 

 Nevîzâde Atâyî’nin Hâdâiku’l-hakâyık fi-Tekmileti’ş-Şakâyık’ı da devrin bilginlerinden ve şeyhlerinden bahseden, Taşköprüzâde’nin Şakâ’ikü’n-Numâniyesi’nin zeylidir.



Evliyâ Çelebi

Evliyâ Çelebi
 Evliya Çelebi, kırk yılı aşkın bir sürede hemen hemen bütün Osmanlı ülkesini ve birçok ülkeyi dolaşan ve gördüklerini büyük bir Seyahatname’de toplayarak dünya seyahat edebiyatının önemli isimleri arasına girmeyi başaran bir yazardır. 

 Evliya Çelebi’nin hayatı hakkında bilinenler Seyahatname’sindeki bilgilerle sınırlıdır. “Evliya” lakabını, hocası İmam Evliya Mehmed Efendi’ye nisbetle aldığı tahmin edilmektedir. Eserindeki bilgilere göre, 10 Muharrem 1020 - 25 Mart 1611’de İstanbul Unkapanı’nda doğmuştur. Babası, I. Ahmed’in takdirini kazanarak musahipliğe kadar yükselen Saray kuyumcu başısı Derviş Mehmed Zıllî Efendi’dir. Yazar ailesini Hoca Ahmed Yesevî soyuna bağlar. 

 İyi bir öğrenim gören Evliya Çelebi, Sıbyan Mektebini müteakip Şeyhülislâm Hâmid Efendi Medresesinde eğitim görmüş, ardından saraya intisap ederek Enderun’da tahsilini sürdürmüştür. Enderun’da musiki ve hat dersleri almış ve sesinin güzelliği sebebiyle bizzat padişahın emriyle Kilâr-ı hassa’ya alınmıştır. Evliya, kendi ifadesine göre sık sık IV. Murad’ın huzuruna çıkar, nükteler ve hoş sözlerle onu eğlendirmeye çalışırmış. 

 Evliya Çelebi, Enderun’da dört yıl tahsil gördükten sonra sipahi zümresine dâhil olmuştur. Seyahatla ilgili ilk merakının babası ve babasının arkadaşlarının sohbetlerinden dinlediği maceralarından aldığı tahmin edilmektedir. Kendisi, eserinde seyahatlerinin sebebini 1040/1630 yılında gördüğü bir rüyaya bağlar ve rüyasında Hz. Peygamber’i gördüğünü, heyecanından peygamberin elini öperken “Şefaat yâ Resûlallah” diyeceği yerde “Seyahat yâ Resûlallah” dediğini, Hz. Peygamber’in de tebessüm ederek şefaati, seyahati ve ziyareti ona müjdelediğini söyler. 

 Evliya, bundan sonra İstanbul’u semt semt gezer, çeşitli meclis, kahvehane ve meyhanelere uğrayarak buralar hakkında bilgiler toplamaya başlar. İstanbul dışındaki ilk seyahatini de babasından izinsiz olarak 1640 yılında Bursa’ya gerçekleştirir ve dönüşünde babası ona artık seyahat etme izni verir ve bir seyahatname kaleme almasını tavsiye eder. 

 Küçük yaşlardan itibaren imkânları bol bir çevrede bulan ve birçok önemli olaya şahit olan Evliya Çelebi’nin hayatının otuz yılı İstanbul’da kalanı da seyahatlerle geçer. Seyahatlerinin çoğu vezirlerin veya paşaların himayesindeki resmî görevleriyle gerçekleşir. 

 Evliya Çelebi 1640 yılından itibaren önce Bursa, sonra da sırasıyla Trabzon ve Bahçesaray’a gider. Azak Kalesinin fethinde bulunur. Kırım’dan İstanbul’a deniz yoluyla dönerken bindiği gemi şiddetli fırtına yüzünden batma tehlikesi geçirir. Bu korku sebebiyle olsa gerek seyahatlerine dört yıl ara verir. 1645 yılında tekrar yola çıkar ve Girit seferine katılır. Musahib olarak Erzurum’a gider. Yolculuk sırasında bazı Anadolu şehirlerini ziyaret eder. Azerbaycan ile Gürcistan’ı adım adım dolaşır. İstanbul’a dönerken Celâlî reisleriyle de tanışır. Daha sonra Beylerbeyi Murtaza Paşa ile birlikte Şam’a gider. Suriye ve Filistin’in birçok şehrine görevli olarak seyahat eder. 

 Melek Ahmed Paşa’nın sadrazam olması Evliya’nın hayatının en önemli dönüm noktalarından birini oluşturur. Onun en yakın adamlarından biri olan yazar, bu vesile ile şahit olduğu olayları bütün açıklığı ile yazar. Onunla birlikte bütün Rumeli’yi ardından Avrupa’yı dolaşır. Avusturya Seferine katılan Evliya, Uyvar Kalesi’nin fethinden sonra rotasını İsveç’ten Hollanda’ya kadar uzatır. 1671 yılında Ege Adaları ve Anadolu kıyıları üzerinden dört arkadaşı ve sekiz kölesi ile hacca gider. Burada sekiz dokuz yıl kalır. Mısır, Habeş ve Sudan eyaletlerini gezer. Evliya Çelebi’nin son ziyareti ise Salihli olur. Seyahatnâme bu ziyaretle birdenbire biter. Eserde bir son söz kısmı yoktur. Onun Mısır’dan İstanbul’a döndükten sonra öldüğü tahmin edilmektedir. 

 Evliya Çelebi hiç evlenmemiştir. Eserinden iyi ata bindiği, iyi ok kullandığı, hoşsohbet, nüktedan, ufak tefek, çevik ve hareketli bir kimse olduğu, sırf seyahat edebilmek amacıyla verilen her türlü görevi kabul eden bir kişidir. Ailesinin varlıklı olması da onun seyahat etmesini kolaylaştırmıştır. Evliya Çelebi, yazarlığının yanında aynı zamanda hattat, musikişinas ve şairdir. 

 Evliya Çelebi, gezdiği yerlerdeki halkın diline ve konuşma şekillerine özel bir önem vermiş ve onlardan çok sayıda örneği eserine aktarmıştır. Üslubunda ince bir ironi de vardır. Karşılaştığı kimseleri taklit etmekten çekinmez. Bazen gözlemlerini renklendirmek ve okuyucunun ilgisini çekmek için hayali bilgilere ve olağan dışı olaylara da yer verir. Yazar, eserini yazarken çeşitli kitaplardan da yararlanır. Seyahatname, insanların giyinişi, dilleri ve dinleri, adetleri, tarihleri, yaşadıkları yerin tabiatı, iklimi hakkında da ayrıntılı bilgiler ihtiva eder. Bu sebeple eser, tarih, coğrafya, seyahatname türünün kesiştiği bir noktada duran, ansiklopedik yönü ağır basan bir kitaptır. 

 Evliya Çelebi’nin on ciltlik Seyahatnâme’si Türk kültür tarihi bakımından oldukça önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir. Eserin her bir cildinde, sırasıyla seyahat ettiği yerlerle ilgili gözlemlerine ve anılar anlatılmaktadır. Eserin asıl adı Târih-i Seyyâh Evliya Çelebi’dir. 

 Eser ilk olarak 1848’de Kahire’de Bulak Matbaasında basılmıştır. Son olarak Yapı Kredi Yayınları arasında bir külliyat olarak basılmıştır (R. Dankoff, S. A. Kahraman, Z. Kurşun, Y. Dağlı, Yapı Kredi Yay., İstanbul 1996, 10 cilt; Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Yapı Kredi Yay., İstanbul 2013, 2 Cilt). Asıl yazma nüshaları ise Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndedir.